“Gidecem diyorsun yarım bırakıp,
Yüreğim kimsesiz olur mu? Erva…
Günül sarayından çekip çıkarıp
Senden gayrisini bulur mu? Erva…
Üzerime hüzün kapanır bu dem,
Rüşen mavi göğü şimdi ben nidem,
Feryad-ı figanım bu ab-ı didem,
Her fasl-ı şitâ da kurur mu? Erva…
Şer-te-şer dolaştım naçar avare,
Ahvalimi gören kaçtı bir yere,
Yolumda şahrut dan öte bir dere,
Geçip gözlerimden okur mu? Erva…
Ölüme meyil nahr olmuş bedenim.
Mevsimsiz sararıp solmuş bedenim.
Izdırapla ömrü dolmuş bedenim.
Gayri bir makber de çürür mü? Erva…
Her melek yağmurla rahmete indi,
Günbe gün yanıp o ağlayan kimdi?
Artık susuyorum sen söyle şimdi,
Her seven sevgiyle ölür mü? Erva…
Bakmışsın seni de tüketmiş kibir,
Artık olmaz iki cihan olsa bir,
Ak düşmüş saçta o saydığın bir bir,
Yitip giden gün mü? ömür mü? Erva…!”
G.B.
Adını yanlış bilmiyorsam buldum bir kaç tane. :) Amatör ama bence güzel olanlar da var.
http://www.antoloji.com/yasa-kubra-siiri/ en eğlencelisi bu ve tevafuk etti galiba yazan ilkokul arkadaşımın babası :)
http://www.antoloji.com/kubra-2-siiri/
http://www.antoloji.com/kubra-3-siiri/
http://www.antoloji.com/kubra-4-siiri/
http://www.antoloji.com/kubra-7-siiri/
Adıma bir Zeynep dememişler ki, böyle bir türkü yazılmış olsun bana da. Nadir bir isme sahip olmanın, nadir olumsuzluklarından biri bu işte. Ne bir şiir var yazılmış, ne şarkı, ne türkü…
Şu an tam olarak istediğim şey bu. Hiç konuşmasam, birisi yanımda kitap okusa, bana bir şeyler anlatsa, böyle sadece dinlesem. Sıkılmam hiç ben. Gerçekten.
Kendi sesimden başka sesler duymaya ihtiyacım var. Tek başıma çok kalabalığım, uğultuluyum. Birinin o kalabalığı susturması lazım.
“O gün bu gündür, ne zaman gözlerim yaşarsa
Kulağımı uzatırım, biri bir şeyler fısıldasın diye
Çekip gitmek istediğim onlarca gecenin hepsinde
Eğilir kulağıma uzaktaki bir melek
Bekle der bana, duyarım, geçecek hepsi bekle
Usul usul beklerim, bilirim geçecek hepsi
Geçecek elbet hepsi, geçecek geçmesine de
Bir de uykum gelse..”
-Yorgunum.
-Dün annemlerin yanına gittim.Ta Suadiye’ye gittiğim için derse yetişemedim, akşam yurda dönecektim çünkü bugün için planlanmış Abant gezimiz vardı. Ve fakat akşam saatler kala üstelik kendi çabamla iptal olduğunu öğrendim. Sinir!
-Teyzem çok mutlu oldu çünkü Bolu yolundan endişe duyuyor. Zaten o ne zaman bir şeyi istemese olmuyor. Ben hariç herkes mutlu oldu gidemiyorum diye çünkü onlarla gece birlikte kaldım. Tabi ki bu benim için de çok güzel bir şey, çok da şahane vakit geçti ama tabi gezi içimde ukde kaldı.
-Abant’a hiç gitmedim. :/
-Bugün gezi iptal olduğu için annemleri Fatih’e alışverişe götürdüm, akşam geç vakit ancak dönebildim. Ayağıma kramp girdi yolda, hala geçmedi.
-Eşarp alacaktım düğün için, alamadım. Ayakkabı desen hala duruyor. Kuru temizlemeye götürülecekleri unuttum. Pardüsem düğüne yetişmeyecek galiba.
-Bir şeyler güzel olsun bu akşam bari de güzel kapatalım dedim. Otobüsü hiç beklemedim, vapura yetiştim ve kalabalık değildi. E hamdolsun Rabbim boynumu bükük bırakmadı.
-Zaten her halükarda, elhamdulillah ala kulli hal, sivel kufri ve’d-dalâl
Selametle
sessizliğin
bekleyişin
olup bitenin
saçma sapan müziklere sarmanın
mavinin
rüyaların
kahverenginin
yanlışların
tevafukların
kaçışların
ortasında
k
a
l
d
ı
m
.
der
İsmet Özel
Taşları Yemek Yasak kitabında.